22 Kasım 2007 Perşembe


gece yarasalarım geldiler yine başıma
bana beni anlatmaya
ne kadar acımasızlardı bana kendimi anlatırken
ama senin kadar olamaz kimse...
gündüz ışığını seviyorum
gece yarısı oldumu karabasanlar sarıyor her yeri
ama benden sıkılmış olmalılar bana seni anlatmaya başladılar
nedense seni anlatırken o kadar acımasız olmadılar
kendi elimle yapmışım herseyi
düşündüm hak verdim..
ben izin verdim
şimdi kendimle ve seninle mücadele zamanı
kuşandım zırhlarımı...

13 Kasım 2007 Salı


gözlerimi kapalı sanıyorum

bir salondayım

yanımda birileri var oturuyorum sohbet ediyorum

gülüyoruz eğleniyoruz derken ben sinirleniyorum

içlerinden birisi beni kızdırıyor

onu bu dünyadan göndermek istiyorum

gözlerim kararıyor gözlerimi açıyorum

rüya sanıyorum peki nedir bu ellerimdeki kan izleri?

kim yaptı bunları

hatırlamıyorum..aslında benı korkutan

daha neleri hatırlamıyorum ve bana noluyor..

sorularım yanıtsız kalıyor

korkuyorum......

10 Kasım 2007 Cumartesi



hayattta beni bağlayan ne varsa

hepsinden vazgeçecegim

saçlarıma kurdelalar bağlayıp

evrenin en yüksek zirvesine çıkacağım

o zaman bulutları tutacağım
ve onlara gizlerimi anlatacağım

dünyaya haykıracağım sonra

hepinizden daha özgürüm

özgürüm

ama tek başıma..


6 Kasım 2007 Salı


bazen ne kadar keskin oluyoruz

dimdik,hırslı..

ama tutku sandıklarımız

vazgeçemeceğimizi düşündüklerimiz

ne kadar çabuk etkisini kaybediyor

anlamsızlaşıyor...

bu kötü mü?değil bence yeni adımlar zamanı

uzun uzun susuyorum

hayat yapmam gerekenleri haykırırken yüzüme

sokak lambası ışıldıyor

ellerimi ovuşturuyorum

susuyorum...

2 Kasım 2007 Cuma

SİSLER BULVARI

elinin arkasında güneş duruyordu
aylardan kasımdı üşüyorduk
ağacın biri bulvarda ölüyordu
şehrin camları kaygısız gülüyordu
her köşe başında öpüşüyorduk
sisler bulvarı'na akşam çökmüştü
omuzlarımıza
çoktan çökmüştük
esik birer kol gibi yalnızdık
dağlarda ateşler yanmıyordu
deniz fenerleri sönmüştü
birbirimizin gözlerini arıyorduk

sisler bulvarı'nda seni kaybettim
sokak lambaları öksürüyordu
yukarda bulutlar yürüyordu
terkedilmiş bir çocuk gibiydim
dokunsanız ağlayacaktım

yenikapı'da bir tren vardı
sisler bulvarı'nda öleceğim
sol kasığımdan vuracaklar
bulvar durağında düşeceğim
gözlüklerim kırılacaklar
sen rüyasını göreceksin
çığlık çığlığa uyanacaksın
sabah kapını çalacaklar
elinden tutup getirecekler
beni görünce taş kesileceksin
ağlamayacaksın! ağlamayacaksın!
sisler bulvarı'ndan geçtim
sırılsıklamdııslak kaldırımlar parlıyordu
durup dururken gözlerim dalıyordu
bir bardak şarapta kayboluyordum
gece bekçilerine saati soruyordum
evime gitmekten korkuyordum
sisler boğazıma sarılmışlardı

bir gemi beni afrika'ya götürecek
ismi bilmiyorum ne olacak
kazablanka'da bir gün kalacağım
sisler bulvarı'nı hatırlayacağım
kırmızı melek şarkısından bir satırlodos'tan
bir satır yağmur'dan
ikisenin kirpiklerinden bir satır hatırlayacağım
seni hatırlatanın çenesini kıracağım
limanda vapurlar uğuldayacak
sisler bulvarı bir gece haykırmıştı
ağaçları yatıyordu yoksuldu
bütün yaprakları sararmıştı
bütün bir sonbahar ağlamıştı
ağlayan sanki istanbul'du
öl desen belki ölecektim
içimde biber gibi bir kahır
bütün şiirlerimi yakacaktım
yalnızlık bana dokunuyordu

eğer sisler bulvarı olmasa
eğer bu şehirde bu bulvar olmasa
sabah ezanında yağmur yağmasa
şüphesiz bir delilik yapardım
hiç kimse beni anlıyamazdı
on beş sene hüküm giyerdim
dördüncü yılında kaçardım
belki kaçarken vururlardı
sisler bulvarı'ndan geçmediğin gün
sisler bulvarı öksüz ben öksüzüm
yağmurun altında yalnızım
ağzım elim yüzüm ıslanıyor
tren düdükleri iç içe giriyorlar
aklımı fikrimi çeliyorlar
aksaray'da ışıklar yanıyor
sisler bulvarı ayaklanıyorartık
kalbimi susturamıyorum
ATİLLA İLHAN