12 Temmuz 2010 Pazartesi


"istanbulun mermer taşları

başıma da konuyor martı kuşları"

imsak vakti

çocukluğum

orhan veli

istanbul anıları..

sokağın ötesinden gülümsüyor bana galatasaray formasıyla uyuduğunu

düşündüğüm arkadaşım

olanca masumluğu

diğer taraftan dostça gelıyor içimizde benden sonra en zekisi yani öyle sanırdım


olanca süsüne şaşırarak baktığım komşu kızı

ilkay akkaya dinlerken "ah sensiz"kendimden geçiriyor beni



işte sokağımızın ablalarından kınasında geceyarısına kadar oturduğumuz


sokağımıza ilk parkın kuruluşu ve daha nicesi...


nerden düştü aklıma bilmem


şimdi nerde nasıllar kimbilir..


çok zaman oldu orda olmayalı


zamanın dondugunu düşünüyor ınsan


orda olmasanda herşey herkes aynı yanılsaması


oysa zaman akıyor


kaldırım taşları her sene değişiyor


saçlarımıza aklar yer etmeye başlıyor


işte istanbul


gemileri rüyalarımdan eksik olmayan


ama edebi bir hayranlıktan değil


canının parçasını orada bırakmaktan


otogar kokusu..


yol hazırlıkları..



ayrılıklar..

yanlızlıklar

mutluluklar
hatıralar...

ben bunları yazmayacaktım ki
sahi nerden çıktı bütün bunlar...??
satırlarımda zihnim kadar dağınık oldular...

8 Temmuz 2010 Perşembe



zamanın beni en uzağa attığı zamanlardı

kuytu sarmaşık yosun kokusu


sessizlik korkusu


bulutların bile dikenleri olabileceğini öğrenecektim çok sonra..


doğru buluttan şekiller benzetirdik değilmi


diken gelmemişti aklımıza..


sevimlilerdi hatıralarımızda..


oysa hayat böyle değildi


öğrendik..


başımı kaldırıyorum


gülümsüyor bulutlar


eski bir sırdaş gibi


yosun kokusu daha sevimsiz


göz ucuyla süzüyorum


sarmaşıklar çok dolaşık..


seslilik korkutuyor artık


sen haklıydın


uzunca bir yolun tam ortasında


dizlerimize batan dikenler


kalakaldık..